Hıncal Uluç-Mehmet Demirkol kavgası

Yazı Boyutu:
Hıncal Uluç-Mehmet Demirkol kavgası

Ersun Yanal’la Hakan şükür arasındaki ipleri koparan oteldeki “o gece” neler oldu. İşte Hıncal Uluç’la Mehmet Demirkol arasındaki savaştan sızan çok ilginç bilgiler…



Mehmet Demirkol/Milliyet

İllüzyon

Karşındakine öyle bir tekme atacaksın ki, cevap vermek zorunda kalsın. Haftada bir kendisine ayrılan yerde yazacak milyon konu varken kendisini savunsun. Hıncal Uluç’un yöntemi bu.
Herkesten özür dileyerek, tamam öyle olsun.
Ben ustamdan bir meslek düsturu edindim: Gazetecilik doğru mesafede durma sanatıdır. Sanırım Yiğiter Uluğ bunu Attila Gökçe’den öğrenmiş.
Bu yüzden Ersun Yanal’la enseye tokat olma olasılığım yok. Turkcell orada. Son 5 yıldaki tüm kayıtları çıkarsınlar. Yanal’la yaptığım görüşme sayısı 10’dan fazla mı? Ya da Fatih Terim’le, şenes Erzik’le yaptığımdan çok mu?
Veya gören varsa çıksın: Yanal’la başka gazetecilerin olmadığı ortamda kaç defa görüşmüşüm. 2 kez tesadüfen. Bir kez Trabzon’da, bir kez Acarkent’te bir restoranda karşılaşmışım, hepsi bu!
Yanal Denizli’de, Ankaragücü’nde, Manisa’da ya da Federasyon’dayken tesislerde ya da şehirde hocayla beni birlikte gören var mı? Bir kez Gençler’de bir gazeteci arkadaşımla gitmişim. Varsa aksini iddia eden, çıksın.
2004 Avrupa şampiyonası. Yanal göreve yeni gelmiş. Basın toplantısı düzenliyor Portekiz’de. Basın protesto ediyor. Çrgütleyenlerden biri kim? Ben. Deniz Gökçe’yle Gökmen Çzdemir de şahit. Enseye tokat öyle mi?

Cevabı alamadım
Ve aslında asıl soru şu: Bir futbol insanını övmek için enseye tokat mı olmak lazım! Herkesi kendin gibi bilmek diye bir lakırdı vardır ya! İşte tam da öyle durum. Bundan 10 yıl önce Terim – kusura bakmasın ama hatırlatmak lazım ‘şehir kırosu’yken ülkeye başka bir yöntem önerdiği için sayfalarca destek yazısı yazan ben, bu kez Yanal aynı ışığı saçtığı için aynı tavrı sergiledim diye ‘enseye tokat’ oluyorum öyle mi? Pes.
Gelelim asıl konuya. Hakan’la Yanal arasında o otelde bir şey olduğu açık. Yoksa Hakan, Atina’da neden kadro dışı kalsın? Maçtan önce çıkıp sahada 45 dakika koşarak anlatmak istediği ne?
İkisinden biri deli değilse bir durum var. Tevatür de bol. Açıklayın deyince ve bunu ilk kez değil en az 5. kez söyleyince ayıp oluyor. Yanal’dan bunun cevabını ben alamadım. Alıp da yazmayan varsa ayıp etmiş. Ve bu soruyu ilk soran da ben değilim. Misal Serhat Ulueren, Star’da Hakan’a bu soruyu soralı 2 yıl olmuş, önemli değil…
Peki gerçekten asansörde 2 kişi mi var? Hayır. En azından tartışmanın olduğu söylenen yerde, yani Hakan’ın odasında Rüştü var. Peki bu insanlar başkalarına, eşlerine dostlarına anlatmazlar mı ve bu yayılmaz mı? Hayır. Kimse konuşmuyor herkes mason yemini etmiş, ama Ersun Yanal gelip bana söylüyor. Ben de manyağım bunu yazmıyorum. Çff!
şimdi diyeceksin ki ustacığım; “Yine yarım sayfa yazmış! Halbuki ben her şeyi biliyorum”. Tamam ustacığım, tamam… Bir tek sen biliyorsun her şeyi ve de başka kimse hiçbir şey bilmiyor.
Ve gerçekten, laf olsun diye değil, ben de senin yazılarına bayılıyorum. Tabii gerçeklerden bahsedersek daha hoş olacak.

Halil oynadı da atamadı mı?

Hakan şükür’ü eleştirmek, “acaba oynamasa mı” demek, 2 yıldır gol yollarında kendi standardının da altında kaldığını söylemek küfür sayılıyor. Yerden yere vurulan Lugano’nun 3 gol attığı ligde 1 gol atmış ama yok, eleştirmeyeceksin. “2 yıldır parmağım kırık. Artık hissetmiyorum” diyor. Yani başvursa askere alınmaz. Ama FIFA sırlamasında 85’inci sıradaki Moldova’ya karşı, 70 milyonluk, Dünya Kupası 3’üncüsü ülkenin Liverpool’da maçı çeviren Çmit’i, Bundesliga’da gol krallığına oynamış Halil’i, Gökhanları, Ersen’i vs’si yokmuş gibi Hakan yine sahada.
144’üncü sıradaki Malta’ya, 59’uncu Macaristan’a atamamış, ne mutlu ki Moldova’ya 4 tane atıyor. Çünkü başka kim olsa atamayacaktı! Bir tek o, sadece o oynamalı. Hayır oynamasın, bıraksın filan da dediğimiz yok. Kötü oynadı, başarısızdı demek bile yasak.
Hakan şükür futbolu bıraktığında, milli takımı lağvedip, Galatasaray’ı kapatalım. O noktaya gidiyoruz yavaştan.
Ve asıl en acayibi: Bütün gazetelerde “Hakan kendisini eleştirenlere cevabını” verdi. “Kral herkesi mahvetti” başlıkları. Yahu kim bu Hakan’ı eleştirenler peki? Bütün eleştirenler, söylediğini bırakmayanlar, “bak gördünüz mü?”cü oluveriyor. Ne acayip bir millet olduk!

Kazım Kanat doğru söylüyor

Kazım Kanat “Hakan’a o golleri ben attırdım” dedi ya, herkeste muzip bir gülümseme. Halbuki doğru. Bu ülkede maçlar rakibe karşı kazanılmıyor. Galip gelinen içerideki düşmanlar. Varsa sorun yok. Yoksa yaratılıyor.

Dünya Kupası 3’lüğünü Taksim Meydanı’nda “Kıskananlar çatlasın” diye bağırarak kutlamış olmamız bunu anlatmıyor mu? Bir düşman yaratılıyor, maç, kavga, savaş vs. ona karşı kazanılıyor bizde. Bizde bir oyun olarak futbola konsantre olup kazanmak yok. Düşmanlara yani eleştirenlere karşı kazanılıyor maçlar. “Hadi düşmanlarımıza, bize inanmayanlara gösterelim gününü” diye çıkılıyor maçlara.
Fatih Terim maçtan sonra “şimdi biz de nasıl 4 tane attı Hakan mı diyelim! Bize yakışmaz” diyerek, söylüyor zaten, söylemem diyerek. Sorun değil. Kazanın da, bizi yenip kazanın. Kazım Kanat aslında haklı. Ve ağlanacak halimize gülünecek bir durum bu. Hakan o golleri aslında onu eleştirenlere atıyor.

Paylaş: Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Wordpress Googlebuzz Myspace Gmail Newsvine Favorites More
Yorum ekleyebilir, veya sahip olduğunuz siteye Geri İzleme ekleyebilirsiiniz.

Yorum Ekleyin